CERN

İsviçrede kurulu, CERNCentre Européen de Recherches Nucléaris , Partikül Fiziğinde araştırmaları yanında, Internetin gelişmesine önemli katkısa bulunmuş bir kuruluştur. 1983 de STELLA uydu iletişim projesi sırasında, dünyada ilk olarak Internet Protokolu adı kullanıldı. 1984 de CERN de Amerika Savunma Bakanlığı’nın kullandığı standart TCP/IP iletişim protokolü, yerleştirildi. 1986 da Andres Berglund, SGMLStandard Generalized Markup Language (SGML; ISO 8879:1986) doküman işaretleme dillerinin tanımlanması için belirlenen standartlardır. de geliştirdiği bu yöntemle, ilk SGML ISO standardını rekor bir zamanda basmayı başardı. Internetin bugünkü haliyle gelişimin ilk yolunu açan, o vakit CERN bilgisayar merkezinin bir çalışanı olan İngiliz Fizikçi Tim Bernes-Lee CERN’de, o güne kadar soyut kadar sağlam kurama dayanan ve kapsamlı SGML belge yapılandırma dilinin uygulanabilir alt kümesini geliştirmek için bir proje sundu. Bu proje kabul edildi ve çalışmalar sonunda 1991’de CERN de WWWİnternet üzerinde yayınlanan birbirleriyle bağlantılı hiper-metin dokümanlarından oluşan bir bilgi sistemidir. yani dağıtık bir uzak ağda karışıklı iletişim yöntemleri açıklandı. Bu, sözcüğün tam anlamı ile bir iletişim devrimi olarak kabul edilir. 1990’da CERN Avrupa’nın en büyük Internet Sunucusu haline geldi ve Internet İletişimin yaygınlaşmasında diğer ülkeler için bir öncü görevi yaptı.

ARPANET

Internet erişiminin gerçekleştiği fiziksel ağın kurulması düşüncesi aslında, 1957 yılında, Sovyetler Birliğinin SPUTNIK uydusunu uzayda bir yörüngeye yerleştirmesi ile Amerika’da yaşanan şoktan sonra başlatılan projelerden biride ARPA(Advances Research Projects Agency) ( İleri Araştırma Projeleri Ajansı) ‘dır. Bu çalışmalardan birinin sonucu olan ve 1963 ‘DE ARPANET adı ile çalışmaya başlayan bu ağ uydu haberleşmesini de içermekteydi. ARPANET, aslında askeri amaçlarla yapılmış olmasına karşın 1969’da UCLA University of California, Los Angeles Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles (genellikle UCLA olarak bilinir) da ilk bağlantı noktasının açılmasından sonra, geniş ölçüde bilimsel araştırmalarda da kullanılmıştır. ARPANET 1973 de University College London bağı ile uluslarası bir özellik kazanmış, ülkeler yavaş yavaş bu ağa bağlanmaya başlamışlardır. Sivil trafiğin artması ile, 1986 da ağın önce bir kısmı NSFNETNational Science Foundation Network olarak sivillere devredilmiş, sonra 1990 yılında tamamen NSFNET2’e devrilerek ağın tamamı sivil kullanıma bırakılmıştır. 1995 de ağ tamamen özel kuruluşların yönetimine geçmiştir. Yani Internet erişiminin kuramsal yapısının geliştirildiği yıllarda iletişimin gerçekleşeceği fiziksel ağ hazır ve kullanılır durumdaydı. Esas sorun, kullanıcıların yayınlanan belgeleri okumasını sağlayan, aslında göreli olarak basit bir teknik olan, belge çözümleyicilerden kaynaklanacaktı ve başlangıçta bunu kimse tahmin edemedi.

MOSAIC

1980’lerde, bilgisayar kullanımında, kişisel bilgisayarlar yer almaya başladı. Bu bir devrimdi. Kişisel bilgisayarların sağladığı kullanım kolaylığı, ve bilgisayarlara erişilebilirliliğin artması ile bilgisayar sayısı da hızla yükselmeye başladı. Kişisel bilgisayarlar, Apple ve IBM uyumlu olarak sadece iki sistemde üretiliyordu ve IBM uyumlulular çok daha yaygındı. 1995’lerde Microsoft Windows işletim sistemini geliştirince, IBM uyumlu bilgisayarlar daha da ağırlık kazandı ve artık Window temelli bilgisayarlar olarak adlandırılmaya başlandı. 1991’de Tim Bernes-Lee CERN de WWW iletişim sistemini açıkladığında dünyada bilgisayar kullanımı büyük bir yoğunlukla kişisel bilgisayarlara kaymıştı ve bunlar arasında, Windows temelli olanlar en yaygın olanları idi. O günlerde Windows işletim sistemi henüz gelişme halinde olmasına karşın, kullanıcılara multimedya destekli renkli, seslendirilebilen belgeler ile çalışabilme olanağını sağlayabiliyordu. Masaüstü yayıncılık, bilgisayar destekli resim işleme (rendering) ve bilgisayar destekli tasarım (CAD) giderek yaygınlaşan, eski teknikleri devreden çıkartacak kadar yoğunlaşan bilgisayar teknikleri idi. Bunun yanında, Internet’ten indirilen dosyalar, sadece metinleri destekleyebilen basit metin yazım programları gibi hiç bir çekiciliği olmayan belge çözümleyicilerdi. Bu aşamada, bilim insanları Internet erişimini büyük coşku ile karşıladılar fakat genel kullanıcılar, içeriğin sunumu çekici bulmadığı için fazla ilgilenmedi. Microsoft da bu aşamada fazla kullanım desteği bulmayan bu alanla pek ilgilenmedi. Bu durum hızla ve hiç kimsenin öngörmediği şekilde değişecekti. 1992’^de Illinois Universitesi Urbana kampüsünde bulunan ve kısa adı NCSA olan National Center for Supercomping Applications da çalışan Marc Andreasen ve arkadaşları, hipermetin belgelerinde yer alan resimleri de metinlerle birlikte aynı sayfada gösterebilen Mosaic olarak adlandırdıkları bir belge çözümleyicisi üzerinde çalışmaya başladılar. 1993’de Mosaic’in ilk sürümü indirilebilir hale geldi. Mosaic belge çözümleyicisi, günümüzde kullanılan tüm belge çözümleyicilerinin (daha sonra browser adı ile anılacak) temellerini oluşturmaktadır.

Netscape Belge Çözümleyicinin İlk Sürümü

Marc Andreasen ve arkadaşları, 1993’de NSCA’dan ayrılarak kendi şirketlerini kurdular ve Mosaic temeline dayanan Mozilla kod adlı ilk ticari belge çözümleyiciyi geliştirmeye başladılar. Bu belge çözümleyicinin ilk sürümü 1994’de Netscape Navigator 1.1 sürümü olarak kullanıma çaıldı. Netscape, Window işletim sistemine standart bir uygulama pencresi olarak entegre olabiliyor, metin ve resimleri aynı anda sayfada gösterebiliyordu. Netscape’in ilk sürümü ile birlikte, Internet bir görsel şölen haline dönüştü. Bu andan sonra Internet belgeleri kullanıcıların ilgisini olağanüstü çekmeye başladı ve bu ilgi giderek arttı. Ticari kuruluşlar da bu alanın önemini kısa sürece anladılar. Önce tanıtım amaçlı belgeler yayınlanmaya başladı ve bunu mesajlaşma, elektronik ticaret, Internet bankacılığı gibi alanlar izledi.

Netscape Navigator’un ilk sürümünün çıkması ile çözümlenmesi gereken sorunlar belirlenmeye başladı. Sorunlardan ilki Netscape’in belgelerin çözümlenmesinde desteklediği etiketlerin bazılarının kendine özgü olması idi. Bunun sorun yaratacağı derhal fark edildi. Gerçekten herkes kendi eklentilerini desteklerse, ortak kullanım diye bir şey kalmayabilirdi. Bu sorunun tek çözümü, herkesin uyması gereken standartların oluşturulması idi. İkinci büyük sorun, aslında bir belge yapılandırma ve erişim sistemi olarak tasarlanmış olan web belgelerinin, görüntü sağlayacak özel elementlerle doldurulmakta olmalarıydı. Bu sorunun çözümü için, belgenin yapılanması ilke görüntülenmesini sağlayacak araçların birbirinden farklı olmasının gerektiği ortaya konuldu. Son sorun, belgelerin yayınlandıkları sunucularda statik olarak beklemeleri, kullanıcıların etkisine yanıt verememeleri olarak saptandı. Bu sorunun çözümü için de yeni bir program dilinin oluşturulması gerektiği belirlendi. Tüm bu sorunların çözümü ve koordinasyonu için, o güne kadar düzenleyici görevini yapmakta olan IETFhe Internet Engineering Task Force kuruluşunun yeniden yapılandırılması ve güçlendirilmesi gerektiği ortaya konuldu.

W3C

İlk olarak web standartlarını oluşturacak ve çalışmaları koordine edecek bir organizasyon olmak üzere, o güne kadar çalışmaları yürütmüş olan IETF kuruluşunun adı W3C organizasyonu olarak değiştirildi ve başkanlığına Tim Berners Lee getirildi. Tim Bernes Lee halen başkanlığına devam etmektedir. 1995’de IETF tarafından spesifikasyonu yayınlanmış olan ve ilk HTML spesifikasyonu olan HTML 2.0, W3C tarafından yeniden ele alınarak düzenledi ve 24 Aralık 1999 da HTML 4.01 spesifikasyonu, HTML’in en son ve kapanış sürümü olarak açıklandı. W3C’nin tüm spesifikasyonları gibi bu spesifikasyon son derece açık, sistematik ve öğreticidir. Yine de HTML DTD’sinde bazı hatalar hata olarak görülmeyip XHTML 1.1 spesitikasyonunda düzelttikleri bir sürümün olduğunu belirtelim. Bu spesifikasyon aslında HTML’in belge yapılandırma dili olarak, son kullanım tarihine belirlemekte olduğu kabul edilir. Çünkü bu tarihten sonra, belge yapılanması için yeni geliştirilen XHTML belge yapılandırma dilinin kullanılması süreci başlamıştır. Daha sıkı bir belge yapılanmasını öngören XHTML belge yapılandırma dilini ilk 1.1 sürümünün speksifikasyonu 26 Ocak 2000 yılında yayınlanmıştır. XHTML, HTML belge yapılandırma dilinin XML olarak yeniden formüle edilmesi olarak tanımlanmaktadır. Bundan sonra, 31 Mayıs 2001 de Modül Temelli XHTML olarak adlandırılan XHTML 1.1 spesifikasyonu yayınlanmıştır. En son olarak 26 Ocak da XHTML modülarizasyonun son aşaması olan XHTML 2.0 spesifikasyonu yayınlanmıştır. Bu spesifikasyon henüz uygulanmadan yerine daha kapsamlı bir spesifikasyon olan HTML5 spesifikasyonu ortaya konuldu. Halen HTML5 bu konuda en son geliştirilmiş olan spesifikasyondur ve geliştirilmesi ve uygulamalarda desteklenmesi 2022’ye kadar sürebileceği belirtilmektedir. Günümüzde, ortak olarak en fazla desteklenen ve uygulanan sürüm, XHTML 1.1 sürümüdür.

CSS

Belgenin yapılandırılmasını sağlayan işaretleme sistemi ile belgenin görüntülenmesini sağlayan işaretleme sisteminin birbirinden farklı olmasının sağlanması için W3C’den Hakon Wium Lie (Daha sonra Avrupa Köklenli ilk belge çözümleyicisi Opera’nın yaratıcısı olmuş ve halen başındadır)’in önerisi üzerine CSS(Cascade Style Sheets) (Katlı Stil Sayfaları) adlı verilen yeni bir işaretleme dili geliştirildi. Bir çok kullanıcının bu karmaşık işlevin ancak yeni bir programlama dili ile gerçekleştilebileceğini belirtmesine karşın, W3C çalışma grubu, işlevin bir işaretleme dili ile çözümlenmesi yönünde hareket etti. CSS herhangi bir eski dile dayanmayan, tümü ile yeni ve benzersiz bir görüntü oluşturma dilidir. Bu dile birbiri üzerine kat kat akan şelalar anlamına gelen Cascade adının verilmesi, görüntü istediğinin yazarken başlayarak, belgenin görüntüleneceği noktaya kadar aşama aşama geliştirilerek gelmesi ve görüntüde kullanıcının isteklerinin ve görüntünün sağladığı ortamın kapasitesinin de gözönüne alınabilmesi nedeniyledir. Bu çalışmalar sonucunda 1996 Aralık ayında W3C ilk CSS spesifikasyonu CSS 1′ sürümünü açıklamıştır. Bundan sonra Kasım 2006’da CSS Düzey 2 Revizyon 1, CSS 2.1 spesifikasyonu olarak açıklanmıştır. Halen belge çözümleyiciler tarafından en çok bu spesifikasyon desteklenebilmektedir. Yeni geliştirilmeye çalışan CSS 3 spesifikasyonu, modüler yapıda ve çok geniş kapsamlıdır. Çalışmaları çok ilerlemiştir. Belge çözümleyiciler, henüz bu spesifikasyonu yeni yeni karşılayabilmektedirler. Özetle CSS görüntü oluşturma dili, W3C’nin en başarılı çalışmalarından biridir. CSS sayesinde web belgelerinin yapılandırılması amacı ile kullanılan işaretleme sisteminin, görüntü oluşturması amacı ile yapılan işaretleme sisteminden tamamen farklı ve ayrı olması sağlanabilmiştir.

JavaScript

Netscape 1995’de Brendan Eich adlı bir çalışanına, web sayfalarına etkileşim sağlayacak bir programlama dili oluşturması için çalışma görevini verdi. Bu sıralarda Java programlama dili yaklaşık beş yıldan beri kullanımdaydı ve 1995 artık web üzerinde de kullanımı için yöntemler geliştirmeye başlamıştı. Eich, herşeyden önce yola Java ile devam edilmesi veya salt web’e özgü yeni bir progralama dili geliştirilmesi konusunda karar vermek zorundaydı. Bu konuda Eich yepyeni bir programlama dili hazırlamaya karar verdi ve önce Mocha sonra LiveScript olarak adlandırdığı, sadece belge çözümleyici üzerinde çalışabilen ve script dili olarak nitelendirilen bir programlama dili oluşturdu. 1995 Eylül ayında bu programlama dili LiveScript adı adlınta, Netcape Navigator 2 sürümü ile birlikte kullanıma sunuldu. O tarihlerde, büyük başarısı görülmekte olan Java programlama dilinin popülaritesinden yararlanmak için Netscape, iki dilin doğrudan bir ilişkisi olmamasına karşı, salt bir pazarlama taktiği olarak LiveScript adını JavaScript olarak değiştirdi ve 4 Aralık 1995’de çıkan Netscape Navigator 2.0 B3 sürümü Javascript desteği ile birlikte yayınlandı.

LiveScript adının JavaScript olarak değiştirilmesi, sadece bir pazarlama taktiği idi fakat sonuçları kötü oldu. Java programlama dili, derlenen ve sınıf temeline dayanan bir nesne yönelimli bir programlama idi. JavaScript programlama dili ise yorumlanan, yorumlayıcısı bir belge çözümleyicisi içinde yuvalanmış prototip temeline dayalı nesne yönelimli olabilmesine karşın daha çok prosedüral olarak kullanılmaya elverişli bir programlama dili idi. Programların görüntüsel benzerliğinden başka aralarında herhangi bir ilişki yoktu. Kullanıcı ise, güçlü JavaScript programlama dilini, Java programlama dilinin yeteneksiz bir alt türevi olarak algıladı. Bu yanlış anlamanın etkileri günümüzde bile halen devam etmektedir.

JavaScript Netscape şirketinin patentli bir ürünüdür. Standart ve geliştirilmesini Netscape şirketi (günümüz adıyla Mozilla Org.) yapmaktadır.

JavaScript ilk 1.1 sürümünden sonra sürekli geliştirilmiş ve yeni sürümleri çıkartılmıştır.

Javascript SürümüTarih
JavaScript 1.115 Aralık 1994
JavaScript 1.119 Ağustos 1996
JavaScript 1.2Haziran 1997
JavaScript 1.317 Ağustos 1998
JavaScript 1.4
JavaScript 1.5Kasım 2000
JavaScript 1.6Kasım 2005
JavaScript 1.7Ekim 2006
JavaScript 1.8Haziran 2008
JavaScript 1.8.1
JavaScript 1.8.222 Haziran 2009
JavaScript 1.8.527 Temmuz 2010

Bu sürümler arasında özellikle Netscape Navigator 3.0 sürümünde desteklenen JavaScript 1.1 dikkat çekicidir. Bu sürümün içerdiği, belge elementlerine erişim için kullanılan Belge Nesne Modeli (DOM), W3C-DOM Düzey 1 standardından önce oluşturulduğundan, DOM Düzey 0 olarak tanımlanır ve günümüzde de hem IE hemde Firefox tarafından desteklenir.

Microsoft 1996’da Netscape Navigator 3.0’dan yaklaşık 3 ay sonra çıkardığı Microsoft Internet Explorer (MSIE)’de patent çekincelerinden dolayı, bir çok bakımdan JavaScript tıpa tıp benzeri JScript programlama dilini çıkarmıştır. Bu karar, ileride ağırlaşacak belge çözümleyiciler arası uyumsuzlukların ilk işaretlerinden biridir.

Aynı yıl Netscape Yazılım standartlaşması konusunda deneyimli, İsviçrede bulunan Avrupa Bilgisayar Üreticileri Birliğine (ECMA) başvurarak JavaScript programlama dilinin standartlaşmasını istedi. Bu istek kabul edildi ve 1997’de ECMA 267 adı ile ilk JavaScript standardı oluşturuldu. Bu standart, küçük bazı noktalar dışında JavaScript’in tümünü kapsamaktadır. yine de ECMA-262, JavaScript programlama dilinin bir alt kümesi olarak tanımlanmaktadır. Bu standart 1999’da ECMA 262 üçüncü sürüm ile öneli bir ilerleme kaydetmiştir. O günden beri geçerliliğini korumaktadır. Bu spesifikasyon, aynı zamanda ISO(IEC 16262 olarak ISO standadı olarak tescil edilmiştir. Bu standarda, 2005 yılı Aralık ayında, XML eklentileri içeren ECMA-367 (ikinci sürüm) ISO/IEC 22537 standardı eklenmiştir. Bundan başka XML için JavaScript birleşen standardı ve bir JavaScript kompact alt kümesi standartları da vardır. Esas olan ECMA-262 sürüm 3’dür ve gerek MSIE, gerekse Firefox bu standartları gayet iyi desteklemektedirler. İyi destekleyenlerden birisi de LINUX işletim sisteminin Konqueror belge çözümleyicisidir. Bu çalışma kapsamında, yazılan programların ortak olarak desteklenmesi amacı ile ECMA-262 sürüm 3 standardına bağlı kalınacaktır.  Şu anda ECMA-262 (4. Sürüm) hazırlanmaktadır. Breandan Eich’in üzerinde çalıştığı JavaScript 2.0 bu standardın kapsamında olacaktır.

JavaScript programlama dili, üç kısımında oluşmaktadır. Bunlar,

  • Temel Kısım (CORE) // Standartdizasyonunu ECMA Yapmaktadır.
  • Belge Çözümleyici (BOM) (Browser Object Model)  // Standardı yok.
  • Belge Nesne Modeli (DOM) (Document Object Model) // Standardını W3C yapmaktadır.

kısımlarıdır. ECMA 262 sadece CORE kısmını kapsamaktadır. BOM henüz hiç standartlaşmamıştır, DOM ise W3C tarafından standartlaşmıştır. Bugün W3C-DOM düzeyi 3 standartları olması karşın ancak DOM-Düzey 1 büyük bir kısmı ile ortak olarak desteklenmektedir.

Belge Çözümleyici Savaşları

1998 yılında Netscape pazarın tek hakimi idi. Microsoft bu alanının önemini geç anladı. Gerçekten, belge çözümleyicisinin bir adım sonrası işletim sistemi idi. Microsoft’un tahtı kesin tehlikede idi. Bu yüzden bu alanı tüm gücünü vererek girdi. İşletim sistemine bağlı olarak verdiği çözümleyicisi, Microsoft Internet Explorer ile sırası ile hem Java JavaScript’i engelledi. Yerine koydukları VBScript ise hiç bir zaman yaygınlık kazanmadı. Bu arada web yazarları son derece zor günler yaşadılar. Tüm belge çözümleyiciler tarafından desteklenen web sitesi yazımı Kara Büyü gibi gizemli bir hale geldi. Sonuçta, bu süreç Ocak 1998 ‘de açık kaynak Mozilla projesini başlatarak Netscape’in yarışı terk etmesi ile sonuçlandı. Netscape 24 Kasım 1998 AOL tarafından satın alınarak ticareti terk etti. Mozilla projesi ise yoluna devam etti ve bugün Windows kullanıcılarının yaklaşık yüzde onunun kullandığı Firefox belge çözümleyicilerini üretmeye devam etmektedir. Belge çözümleyicisi savaşları artık geride kalmıştır. Her iki tarafta da standartlara uymaya çalışmaktadır. Micorosft’un uyumsuz davranışları, ne yazık ki, Java ve JavaScript programlama dillerine çok zarar vermiştir.

Kaynaklar :
https://developer.mozilla.org
https://www.wikipedia.com/
http://bedriemir.com/

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir